Blog

el-hijyeni-1200x676.jpeg

Hastanemizde Başhekimliğimiz ve Enfeksiyon Kontrol Komitesi tarafından düzenlenen etkinliklerle beraber, Sağlık Bakanlığı tarafından hastanelerde yapılması beklenen haberli el hijyeni gözlemleri sonucunda, el hijyeni şampiyonumuz hemşire Hatice Nogay olmuştur. Çalışanımızı kutlu yor başarılarının devamını diliyoruz.


ETKİNLİKLERİMİZ



down-sendromlular-gunu-gorsel-1200x733.png

Down sendromu; Ortalama her 800 doğumda bir görülür. Tüm dünyada 6 milyon civarında Down Sendromlu birey yaşamaktadır.
Bu sendrom genetik bir hastalıktır ve anne karnında tanı yöntemleri ile büyük olasılıkla saptanmaktadır. Normal bir insanın kromozom sayısı 46 iken Down Sendromlu bireylerin kromozom sayısı 47 dir. Bu farklılığın nedeni; iki adet olması gereken 21. kromozomdan üç adet bulunmasıdır.
Down Sendromunun oluşmasında; ülke, milliyet, sosyo-ekonomik statü farkı yoktur. Down Sendromuna sebep olduğu bilinen tek etmen hamilelik yaşıdır, hamilelik yaşı ilerledikçe risk artar. Ülkemizde, doğum öncesi dönemde anne adaylarının, Down Sendromu gibi fetal anomaliler ve kromozomal bozukluklara yönelik tarama testleri ve USG incelemeleri hakkında bilgilendirilmeleri sağlanarak gerekli yönlendirmeler yapılmaktadır.
Trisomy 21, Translokasyon ve Mozaik olmak üzere 3 tip Down Sendromu vardır. Down Sendromu tanısı doğumdan hemen ya da kısa bir süre sonra konulur. Down Sendromlularda görülen bazı fiziksel özellikler; çekik küçük gözler, basık burun, kısa parmaklar, kıvrık serçe parmak, kalın ense, avuç içindeki tek çizgi, ayak başparmağının diğer parmaklardan daha açık olması tipiktir.
Down Sendromlu bireyler bazı rahatsızlıklara daha yatkındırlar. Bu yüzden sağlık kontrollerinin aksatılmadan ve zamanında yapılması önemlidir. Down Sendromlu bebeklerin fiziksel ve zihinsel gelişimi yaşıtlarına göre daha geridedir. Ancak uygun eğitim programları ile toplum hayatına başarı ile uyum sağlayabilmektedirler.
Down Sendromu olan bireylerde ruhsal ve emosyonel geriliğin yanında şeker hastalığı, kalp hastalığı ve kan kanserine yatkınlık gibi ciddi organ hastalıkları ve kanserleri gelişme sıklığı artmıştır. Ancak bu riskler iyi bilindiği için Down sendromlu bireyler Çocuk doktorları tarafından gelişebilecek risklere hazır olarak takip edilir.


kolorektal-kanseri-gorsel-1200x733.png

hsgm logo

Beyhekim Resmi Logo


Kolorektal kanserler (KRK) dünyada ve ülkemizde yaygın görülen kanser türleri arasında yer almaktadır. Dünya çapında bir yıl içerisinde 1.9 milyon (%10) yeni kolorektal kanser vakası ve 935 bin (%9,4) kolorektal kanser kaynaklı ölüm vakası tespit edilmiştir. Türkiye Birleşik Veri Tabanına göre, ülkemizde bu kanser türleri hem erkeklerde hem de kadınlarda 3. sırada yer almaktadır. Avustralya ve Yeni Zelanda, Avrupa ve Kuzey Amerika’da görülme sıklığı Asya ve Afrika bölgelerine göre daha yüksektir. Bu coğrafi farklılığın önemli etkenlerinin; beslenme tarzı, çevresel maruziyet ve genetik yatkınlık olduğu düşünülmektedir. 40 yaşın altında KRK nadirken, 40-50 yaştan sonra görülme sıklığı artmaya başlamaktadır. KRK vakalarının %85’i 50 yaş ve üzerindedir.
Erken evrede teşhis edildiğinde büyük ölçüde tedavi edilebilir bir hastalık olan kolorektal kanserde tarama programlarının uygulanması ile söz konusu hastalığın morbidite ve mortalitesi üzerinde çok olumlu kazanımlar sağlandığı yapılan birçok çalışma ile ortaya konmuştur. Kolorektal kanserlerin taranmasındaki temel amaç; ülke çapında oluşturulan ulusal bir tarama programını hedef popülasyona uygulayarak kolorektal patolojileri henüz premalign veya erken evrede tespit etmenin yanı sıra etkin ve basit tedavi yöntemleriyle invazif kanser sıklığı ile buna bağlı morbidite ve mortaliteyi azaltmaktır. Bu yolla olası karmaşık ve pahalı tedavi gereksinimlerinin de önlenmesi hedeflenmektedir. Gerek yaşam kalitesini arttırdığı gerekse yaşam süresini uzattığı bilindiğinden, KRK tarama programı Dünya Sağlık Örgütü tarafından önerilen kanser tarama programları içerisinde yer almaktadır.
Ülkemizde de Kolorektal Kanser Taraması Ulusal Standartları belirlenerek uygulamaya konulmuştur. 50-70 yaş arasındaki kadın ve erkek nüfusa Toplum Sağlığı Merkezlerine (TSM) bağlı olarak faaliyet göstermekte olan; Kanser Erken Teşhis, Tarama ve Eğitim Merkezleri (KETEM), Sağlıklı Hayat Merkezleri (SHM) ve Aile Sağlığı Merkezleri (ASM)’nde gaitada gizli kan kiti yardımıyla hızlı, pratik ve güvenilir bir şekilde 2 yılda bir ücretsiz olarak tarama yapılmaktadır. Tarama kapsamında bu yaş grubundaki kişilere ayrıca 10 yılda bir kolonoskopi yapılması önerilmektedir. Tarama sonucunda Gaitada Gizli Kan Testi (GGKT) pozitif olan kişiler ileri tetkik amacıyla ikinci/üçüncü basamak sağlık kuruluşlarına yönlendirilmektedir.
Kolorektal Kanser Risk Faktörleri
KRK geliştirme riski hem çevresel hem de genetik faktörlerden etkilenir.
Kolorektal kanserin değiştirilebilir risk faktörleri şunları içermektedir:
• Aşırı kilolu veya obez olmak
• Fiziksel olarak aktif olmamak
• Fazla miktarda işlenmiş (sosis, salam ve benzeri) veya işlenmemiş kırmızı et (sığır, kuzu, karaciğer ve benzerleri) tüketimi
• Sigara dâhil tütün ürünlerinin kullanımı
• Alkol kullanımı
• Diyabet ve insülin direnci varlığı
• Kolesistektomi

Kolorektal kanserin değistirilemez risk faktörleri arasında ise şunlar yer almaktadır:
• Cinsiyet (hem insidans hem de ölüm oranları erkeklerde kadınlara göre önemli ölçüde
• daha yüksektir.)
• İleri yaş
• Irk ve etnik köken
• Kişide kalın bağırsak poliplerinin veya kalın bağırsak kanseri öyküsünün bulunması
• Kişide inflamatuvar bağırsak hastalığı (Ülseratif kolit veya Crohn hastalığı)
öyküsünün varlığı
• Ailede kalın bağırsak polipleri veya kalın bağırsak kanseri öyküsünün olması
• Kalıtsal bir sendromun varlığı (Lynch Sendromu, adenomatoz ve hamartomatöz
polipozis sendromları vb)
• Tip 2 diyabet hastası olunması
• Akromegali varlığı
• Böbrek transplantasyonu geçirmiş olmak
• Androjen yoksunluğu tedavisi almış olmak
• Kistik fibrozis varlığı
• Abdominopelvik radyasyon öyküsünün olması.
.
Kolorektal Kanser Belirtileri
Enfeksiyon, hemoroid, irritabl bağırsak sendromu veya inflamatuar bağırsak hastalığında da sıklıkla izlenebilen aşağıdaki belirtiler, kolorektal kanserin habercisi olabilmektedir:
• Bağırsak alışkanlıklarında ishal-kabızlık gibi değişikliklerin meydana gelmesi ve bu değişikliklerin birkaç günden uzun sürmesi
• Bağırsakta tam boşalmama hissi
• Parlak ya da koyu kırmızı kanla karakterize rektal kanama
• Dışkının koyu kahverengi veya siyah görünmesine neden olabilecek kanın varlığı
• Karında şişkinlik, kramp tarzında ağrı veya gaz şikâyeti
• Bilinen bir neden olmaksızın kilo kaybı
• Güçsüzlük ve yorgunluk
Kolorektal Kanser Tanısı
Diğer bazı kanserlerde olduğu gibi kolon kanserleri de genellikle iyice büyüyene kadar belirti vermezler. Bu sebeple amaç, daha belirti vermezken tümörü ortaya koymak olmalıdır. Belirtiler gelişmeden önce bir kişinin kanser için taranması, poliplerin ve kanserin erken tanınmasında yardımcı olur. Poliplerin erkenden tanınıp çıkartılması kolorektal kanser gelişimini önleyebilir. Erken tanı konulduğunda kolorektal kanserin tedavisi de daha etkin olabilmektedir. Bu nedenle, genel olarak 50 yaş üstü kişilerde taramaya başlanmalı, kolorektal kanser için artmış riski olan kişilerde ise tarama programına daha erken yaşlarda başlanmalıdır.
Dışkıda gizli kan saptanıp kolonoskopi yapılan kişilerde henüz kanserleşmemiş polip halindeki tümörler tespit edilerek kanser gelişmesi önlenebildiği gibi kanser gelişmiş olan olgularda da erken teşhis ile yaşam süresi ve kalitesi artmaktadır.

Kolorektal Kanser Tedavisi
Kolorektal kanserde cerrahi, ilaç tedavisi (kemoterapi) ve ışın tedavisi (radyoterapi) gibi farklı tedavi seçenekleri uygulanmaktadır.
Kolorektal Kanser Korunma Stratejileri
Kolorektal kanseri önlemek için atılması gereken en önemli adımlardan biri tarama programı olmakla birlikte, aşağıdaki sağlıklı yaşam davranışlarını uygulamak da diğer birçok kanserden olduğu gibi kolorektal kanserlerden korunmada önemlidir:
• Sağlıklı kiloda olmak ve bunu sürdürmek
• Kırmızı ve işlenmiş et tüketimini sınırlandırmak ve daha fazla taze sebze, meyve ve tam tahıl ürünü tüketmek.
• Posa içeriği yüksek besinlerin tüketimini artırmak. (Posa içeriği en yüksek besinler sırasıyla; kuru baklagiller, tahıllar ve sebze-meyvelerdir.)
• Günde 30-60 dakika orta düzeyde fiziksel aktivite yapmak (tempolu yürüyüş, bisiklete binmek gibi)
• Sigara ve alkol kullanmamak.
Kanser taramalarının en önemli bileşenlerinden biri farkındalık çalışmalarıdır. Mart ayı Kolorektal Kanser Farkındalık Ayı olarak tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de kabul edilmiş olup bu süre boyunca çeşitli etkinliklerle konuya ilişkin farkındalık oluşturulmaya çalışılmaktadır.


gorsel-1200x733.png

hsgm logo

Beyhekim Resmi Logo


Uluslararası Çocukluk Çağı Kanser Günü olan 15 Şubat’ta çocukluk çağı kanseri hakkında farkındalık yaratmak, kanserli çocuklar ve ergenlere, hastalık sonrası hayatta kalanlara ve ailelerine destek sağlamak için küresel bir iş birliği kampanyası yürütülmektedir. 2002 yılından bu yana her yıl 15 Şubat günü, küresel çapta gerçekleştirilen etkinliklerle dünyanın neresinde yaşarlarsa yaşasınlar kanserli tüm çocuk ve ergenlerin tedavi, bakım ve desteğe eşit erişim ihtiyaçlarına dikkat çekilmektedir.
Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) Uluslararası Kanser Araştırmaları Ajansı (IARC) verilerine göre; Dünya çapında çocuklarda ve adölesanlarda (0-19) bir yıl içerisinde 300 bine yakın yeni kanser vakası tespit edilmektedir.
Çocukluk çağında ortaya çıkan kanser türleri genellikle yetişkinlikte ortaya çıkan kanser türlerinden önemli ölçüde farklılık göstermektedir. Tüm çocukluk çağı kanserlerinin neredeyse yarısı lösemi ve lenfomalar olmak üzere kan ve lenfatik sistemin kanserleridir. Sık görülen diğer bir tür ise %20 oranı ile merkezi sinir sistemi tümörleridir. Yetişkinlerde en sık görülen meme, akciğer, kolorektal kanserler çocuk ve ergenlerde oldukça nadir görülmektedir. Erken evrede teşhis edilen birçok çocukluk çağı kanseri yüksek oranlarda tedavi edilebilmektedir. Ancak kanser, çocuk ölümlerinin önemli bir nedeni olmaya devam etmektedir. Dünyada bir yılda yaklaşık 80 bin kişi çocukluk çağı kanseri nedeni ile hayatını kaybetmektedir. Hayatta kalma oranı bölgeden bölgeye göre değişmekle birlikte, yüksek gelir seviyesine sahip ülkelerde %80 civarında iken orta ve düşük gelirli ülkelerde %20’ye kadar düşmektedir. Ülkemizin verilerinin de yer aldığı Küresel Kanser Sağkalım Eğilimleri SürveyansI (CONCORD-3) çalışmasına göre; akut lenfoblastik lösemi ve lenfoma gibi türlerde 5-yıllık sağ kalım oranları %80 ve üzeri bulunmuştur.
Çocukluk çağı kanserlerinin neden sonuç ilişkisi erişkinlerde görülen kanserler kadar net değildir ve bilinen bir tarama programı yoktur. Bugüne kadar çocukluk çağı kanserleri için sadece birkaç kesin risk faktörü tanımlanmıştır. Karsinojenitesi bilinen risk faktörlerinden biri iyonlaştırıcı radyasyondur. İyonize radyasyonun lösemi ve tiroid kanser riskini arttırdığı yapılan birçok çalışma ile ortaya konmuştur. Olası diğer risk faktörleri arasında; genetik, yatkınlık, genetiğe dayalı bireysel duyarlılık, bazı virüslere maruziyet (Epstein-Barr, Hepatit B, İnsan Herpes ve HIV virusları gibi) yer almaktadır.
Erken belirtiler genellikle çok daha yaygın hastalıkların veya yaralanmaların neden olduğu belirtilere benzer olduğundan çocuklardaki kanserleri hemen fark etmek zor olabilir. Yine de birçok çocukluk çağı kanseri bir çocuk doktoru ya da ebeveynler tarafından erken tespit edilir. Çocuklarda kanser yaygın olmamakla birlikte, geçmeyen olağandışı belirti veya semptomların varlığında bir sağlık kuruluşuna baş vurmak doğru olacaktır. Çocukluk çağı kanserleri için uyarıcı olabilecek belirti ve semptomlar şu şekilde sıralanabilir:
• Deride solukluk (Kansızlık, anemi varlığı)
• Halsizlik
• Enfeksiyonlara yatkınlık
• Sıra dışı kanamalar (burun kanaması, diş eti kanamaları, cilt altı kanaması gibi), ciltte sık sık morluklar, kesik oluştuğunda kanamanın güçlükle durdurulması
• İştahsızlık, açıklanamayan ani kilo kaybı
• Dalakta büyüme
• Lenf düğümlerinde şişlikler
• Kemik ve eklemlerde ağrılar (özellikle sıklığı ve şiddeti artıyorsa, uykudan uyandırıyorsa)
• Açıklanamayan ateş
• Ani görme değişiklikleri
• Genellikle kusmanın eşlik ettiği, sık baş ağrısı
Çocuk kanserlerinde tedavi başarısı yüksektir. Erken tanı konduğunda bu daha da yüksek olacaktır. Bu belirtilerin ebeveynler tarafından dikkate alınması yararlı olacaktır.


unya-kanser-gunu-1200x733.png

hsgm logo

Beyhekim Resmi Logo


Kanser hem dünya hem ülkemiz için ölüm nedenleri arasında ikinci sırada yer almaktadır. Ölüm nedenlerine bakıldığında dünya geneli için yaklaşık her 6 ölümden birinin, ülkemiz için ise her 5 ölümden birinin kanser nedeniyle gerçekleştiği görülmektedir. Dünya Kanser Günü, gerek kanser konusunda farkındalığı ve eğitimi artırarak gerekse dünyanın her yerindeki hükümetler ile bireyleri hastalığa karşı harekete geçmeye zorlayarak her yıl milyonlarca önlenebilir ölümün önüne geçmeyi amaçlamaktadır. Dünya Kanser Günü; yankı uyandırmayı, değişim aşılamayı ve farkındalık günü ile sınırlı kalmayarak daha sonraki günlerde de sürdürülecek bir eylemi harekete geçirmeyi amaçlayan bir kampanyadır.

Uluslararası Kanser Kontrol Örgütü ve Dünya Sağlık Örgütü gibi kanser alanında yoğun çalışmaları bulunan uluslararası saygın kuruluşlar, her bireyin, küçük ya da büyük eylemlerinin, uzun vadeli, olumlu değişimlere yol açacağını ifade ederek kanserleri önleme yolunda kişilere şu risk faktörlerinden kaçınma çağrısında bulunmaktadır:
• Sigara ve dumansız tütün ürünlerini de içeren tütün kullanımı
• Fazla kilolu veya obez olmak
• Düşük meyve ve sebze alımını içeren sağlıksız beslenme
• Fiziksel aktivite eksikliği
• Alkol kullanımı
• Cinsel yolla bulaşan Human Papilloma Virus (HPV) enfeksiyonu
• Hepatit veya diğer kanserojen enfeksiyonlara maruziyet
• İyonlaştırıcı ve ultraviyole radyasyon maruziyeti
• Kentsel hava kirliliği
• Kati yakıt kullanımından kaynaklanan iç mekân dumanı

Sonuç itibariyle; kansere yol açabileceği kanıtlanmış risk faktörlerinin farkına vararak, bunlardan korunmada bireysel ve toplumsal temelde yapılacaklar konusunda bilgilenerek, önleme çabalarını kararlılıkla sürdürerek ileri dönemlerde daha büyük bir toplumsal yük haline gelmesi beklenen kanserle savaşımda önemli kazanımlar elde edileceğine şüphe yoktur.

Kanser hastalıklarının her bir tipinin kendine göre etyolojisi, risk faktörleri, tanı ve tedavi yöntemleri vardır. Bu yüzden erken tanı ve tarama stratejileri de kanser tiplerine göre değişmektedir. Bazı kanser tipleri için (örneğin meme, kalın bağırsak, rahim ağzı vs) tarama Önerilirken bazı kanser tipleri için önerilmemektedir (örneğin pankreas, tiroid, mesane gibi).

Dünya Sağlık Örgütü; meme, rahim ağzı ve kalın bağırsak kanserlerinde vakaların erken evrelerde yakalanmasına yönelik toplum tabanlı tarama programları önermektedir. Ancak bu çalışmaların bütüncül bir kanser kontrol programının parçası olması gerektiğini belirtmektedir.

Ülkemizde DSÖ önerileri doğrultusunda 2008 yılından itibaren kayıt, önleme, tarama ve tedavi çalışmalarını bir arada barındıran Ulusal Kanser Kontrol Programı kapsamında; meme, kalın bağırsak ve rahim ağzı kanserleri için, toplumun kaynaklarına ve hastalık yüküne uygun olarak tarama programları yürütülmektedir.

Ülke genelinde kanser taramaları; Birinci Basamak ve 2.-3. Basamak Sağlık Kuruluşlarında, Toplum tabanlı ve fırsatçı taramalar şeklinde yapılmaktadır.

Kırsal ve dezavantajlı gruplarımıza illerimizdeki mobil tarama araçları ile de tarama hizmeti verilmektedir. Taramalarımız Covid-19 pandemisi nedeni ile “Enfeksiyon Kontrol Önlemleri Rehberi doğrultusunda gerekli önlemler alınarak devam etmektedir. Fırsatçı taramalar ise ikinci ve üçüncü basamak sağlık kuruluşlarında yapılmaktadır.

Ülkemizde yürütülen Ulusal Kanser Tarama programımızda,

Meme kanseri taraması; 40-69 yaş arasındaki kadınlara yılda bir kez klinik meme muayenesi yapılmakta, 2 yılda bir mamografi çekilmektedir.

Rahim ağzı kanseri taraması; 30- 65 yaş arası kadınlara 5 yılda bir HPV-DNA ve smear testi ile yapılmaktadır.

Kalın bağırsak kanseri taraması; 50-70 yaş arasındaki kadın ve erkeklere 2 yılda bir Gaitada Gizli Kan Testi (GGK) yapılmakta, 10 yıl da birde kolonoskopi önerilmektedir.

Tarama sonrasında pozitif ya da şüpheli bulunan kişiler ikinci, üçüncü basamak sağlık kuruluşlarına yönlendirilmekte ve ileri tetkikler yapılmaktadır. Teşhis ve tedavi hizmetleri ikinci ve üçüncü basamak sağlık kuruluşları tarafından yapılmaktadır.

Ülkemizde hem taramaları artırmak hem de sağlık okuryazarlığı konusunda vatandaşlarımızı bilgilendirmek üzere 81 ilde kanser farkındalık çalışmaları yapılmaktadır.


serviks-blog-yazisi-1200x733.png

OCAK AYI: RAHİM AĞZI (SERVIKS) KANSERİ FARKINDALIK AYI
Bir ülkede rahim ağzı kanserinden kaynaklı ölümü engellenen kadın sayısı o ülkenin sağlık hizmetleri yönünden gelişmişliği ve kadına verilen değer ile doğru orantılıdır. Rahim ağzında gelişen bir kanser türü olan Rahim ağzı Kanseri, tarama yöntemleri ile erken tanı alarak hastalığa bağlı ölüm oranlarının büyük oranda azaltılabildiği kanıtlanmıştır. Bu nedenle Bakanlığımız buna yönelik kapsamlı sağlık programlarının içine Rahim ağzı Kanser taramalarını da alarak büyük bir başarı ile yürütmeye devam etmektedir. Ocak ayı Rahim Ağzı Kanseri Farkındalık Ayı olarak belirlemiş olup dünyanın birçok ülkesinde hastalığa dikkat çekmek üzere Farkındalık etkinlikleri düzenlenmektedir Ülkemizde de bu farkındalık etkinlikleri tüm illerimizde yapılarak halkımıza bu konuda bilinçlendirip tarama programlarımız tanıtılmaktadır.

Rahim Ağzı Kanseri Neden Önemli?
• Rahim ağzı kanseri önlenebilen bir hastalıktır.
• Rahim ağzı kanseri erken teşhis edildiğinde %100 tedavi edilebilir bir kanser türüdür.
• Rahim ağzı kanserinden ölüm tamamen engellenebilir durumdadır.
Risk faktörleri:
Aşağıdaki özelliklere sahip bir kadınsanız, rahim ağzı kanseri için yüksek risk altında olabilirsiniz.
• 30 yaşın Üzerinde olup tedavi edilmemiş Human Papilloma Virüs (HPV) ve/veya cinsel yolla bulaşan diğer enfeksiyonlarınız var ise. (HPV, rahim ağzı kanseri de dahil olmak üzere en az altı kanser türüne neden olabilen, cinsel yolla bulaşan yaygın bir virüstür.)
• Erken yaşta (16 yaş öncesi) aktif cinsel yaşama başladıysanız. Birden fazla seks partneriniz var ise.
• Düzenli şekilde rahim ağzı kanser taramaları yaptırmıyor iseniz.
• Sigara içiyorsanız
• Meyve ve sebzeyi az tüketmek şeklinde bir beslenme alışkanlığınız var ise.
• Uzun süre (5 yıldan fazla) doğum kontrol hapı kullanma öykünüz var ise.
• Zayıflamış bağışıklık sistemi (Insan İmmün Yetmezlik Virüsü/HIV gibi) söz konusu ise
• Aşırı kilolu veya obez iseniz.
• Rahim ağzı kanseri olan bir kız kardeş veya anne gibi yakın bir akrabanız varsa.
• Doğumdan önce dietilstilbestrol’e (DES) maruz kalmış iseniz.

Belirtileri: Rahim ağzında kanser öncesinde gelişen değişiklikler genellikle belirti vermeyip ancak pelvik muayene, Pap testi ve HPV testleri ile erken dönemde tespit edilebilmektedir. Aşağıdaki belirtilerden herhangi biriyle karşılaşırsanız hemen bir sağlık uzmanına başvurunuz:
• Vajinadan artan miktarda veya alışılmadık türde akıntı geliyorsa
• Sırt, bacak veya kadın cinsel organlarının olduğu bölgede ağrı gözleniyorsa
• Yorgunluk, kilo kaybı, iştahsızlık gelişmişse
• Tek ya da iki bacakta şişkinlik varsa
• İdrar yaparken ağrı gözleniyorsa
• Normal adet dönemi dışındaki zamanlarda lekelenme tarzında hafif kanama oluyorsa
• Normalden daha uzun süren veya daha ağır olan âdet kanaması söz konusu ise
• Cinsel ilişki sırasında veya sonrasında kanama veya ağrı gözleniyorsa
• Menopoz sonrası kanama izleniyorsa.

Erken Teşhis
Tarama ve erken teşhis ile tedavisi yüzde yüz mümkün olan rahim ağzı kanseri, günümüzde kanserden ölüm nedenleri arasında çok geride yer almaktadır. Rahim ağzı kanseri HPV ile ilişkili olan en yaygın hastalıktır. Neredeyse tüm rahim ağzı kanserleri HPV enfeksiyonu nedeniyle gelişmektedir. HPV ayrıca kadın ve erkeklerde cinsel organ ve ağız boşluğu kanserlerine de neden olmaktadır. HPV’nin tespiti, erken dönemde rahim ağzındaki kanser öncülü değişikliklere işaret ederek kanser teşhisini kolaylaştırmaktadır. Günümüzde rahim ağzı kanserini önlemeye veya erken bulmaya yardımcı olmak üzere geliştirilmiş iki tarama testi yaygın şekilde kullanılmaktadır.
• Pap testi (veya Pap smear), uygun şekilde tedavi edilmezse rahim ağzı kanserine dönüşebilecek olan prekanseröz durumları (rahim ağzındaki hücre değişiklikleri) arama esasına dayanır.
• HPV testi ise bu hücresel değişikliklere neden olabilecek virüsün (insan papilloma virüsü) rahim ağzı hücrelerinde tespiti esasına dayanan bir testtir.
• Her iki test de son derece basit ve ağrısız işlemler olup aynı anda yapılmaktadır.

Rahim ağzı kanseri Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ tarafından) “önlenebilen bir ölüm nedeni” olarak tanımlanmaktadır. Bu gerçekten hareketle tehlikeli olmasının yanında önlenebilir bir kanser olma özelliğini taşıyan bu hastalık için tüm dünyada tarama yapılması ve her ülkenin kendi kontrol politikasını oluşturması önerilmektedir. Ülkemizde uygulanan ulusal kanser tarama programı uyarınca, tarama standartlarımız doğrultusunda 30-65 yaş aralığındaki kadınlara her 5 yılda bir HPV ve Pap Testi uygulanmaktadır. Yapılan ilk test sonucu “hastalık yok” olarak değerlendirildiğinde; yani HPV testinin negatif olması veya Pap-smear patoloji raporunun normal gelmesi durumunda kişi bilgilendirilir. HPV testine göre, rahim ağzı kanseri yapan virusu taşımadıkları, Pap-smear testine göre, alınan sürüntüde kanser öncülü hücrelerin olmadığı bilgisi verilir. Bu sonuçlar rahim ağzı kanseri olmadığını veya ileride asla olmayacağını garantilemez. Kişi, 5 yıl sonra tekrar rahim ağzı kanseri taramasına davet edilir. Pozitif olgular ise teşhis merkezlerimize ileri tetkik için gönderilmektedir.

Tarama Testleri Nerelerde Yapılabilir?
Ülkemizde rahim ağzı kanseri taramaları ÜCRETSİZ olarak Kanser Erken Teşhis, Tarama ve Eğitim Merkezlerinde (KETEM), Aile Sağlığı Merkezlerinde (ASM), Toplum Sağlığı Merkezlerinde (TSM) ve Sağlıklı Hayat Merkezlerinde (SHM) yapılmaktadır.
Bakanlığımız ve Bilim kurulunun hazırlamış olduğu COVID-19 pandemisinde Enfeksiyon Kontrol Önlemleri Rehberi doğrultusunda gerekli önlemler alınarak kanser taramaları devam etmektedir.

Tedavi
• Rahim ağzı kanseri ameliyat, radyasyon ve kemoterapi ile tedavi edilir. Bu tedavi seçenekleri hastanın durumuna ve ihtiyacına göre tek başına veya birbiriyle kombinasyon halinde verilebilir.
• Tedavi kanserin evresine, tümör hücrelerinin türüne ve tıbbi durumunuza bağlıdır.

Korunma
Günümüzde etkin tarama testlerinin ve İnsan Papilloma Virüs (HPV) enfeksiyonlarını önleyici aşının varlığı sebebiyle rahim ağzı kanseri yüksek oranda önlenebilir durumdadır. Rahim ağzı kanseri erken tespit edildiğinde, yüksek oranda tedavi edilebilir ve uzun süre hayatta kalma ve iyi yaşam kalitesi ile ilişkilidir. Korunmada dikkat edilecek hususlar şu şekilde özetlenebilir:
• HPV’nin en çok kanser yapan tiplerine karşı geliştirilen ve koruyuculuğu yüksek olan aşılar mevcuttur. Dünya Sağlık Örgütü, rahim ağzı kanserine karşı 9-14 yaşlarındaki kız çocuklara aşı yapılmasını önermektedir.
• 30 yaşından itibaren tarama testlerini düzenli bir şekilde yaptırmak.
• Güvenli cinsel ilişki konusunda eğitim almak.
• Cinsel aktivite sırasında prezervatif (kondom) kullanmak.
• Erkeklerin sünnet olması.
• Sigara kullanmamak.
• Sebze ve meyvelerden zengin sağlıklı beslenmek.


covid19.jpeg

Sonuçlar Yüz Güldürücü

COVİD-19 enfeksiyonu geçirmiş kişilerde farklı klinik tablolarla ortaya çıkan durum, COVID-19 sonrası sendromu veya “Uzamış COVID-19 ” olarak adlandırılır.

Yaşlı insanlar ve pek çok ciddi tıbbi rahatsızlığı olan kişiler, COVID-19 semptomlarını en fazla yaşayan kişilerdir, ancak genç ve sağlıklı insanlarda bile enfeksiyon geçirdikten sonra haftalar veya aylar sonra değişik rahatsızlıklar görülebilir.
Özellikle;Yorgunluk, nefes darlığı, öksürük, eklem ağrısı, göğüs ağrısı, kas ağrısı veya baş ağrısı, hızlı veya şiddetli kalp atışı, koku veya tat kaybı, hafıza, konsantrasyon veya uyku sorunları, döküntü veya saç dökülmesi, stres sendromu, depresyon ve anksiyete

COVID-19 tüm organlara zarar verebilir. Bu organ hasarı, uzun vadeli sağlık sorunları riskini artırabilir. COVID-19’dan etkilenebilecek başlıca organlar:
COVID-19’un iyileşmesinden aylar sonra yapılan görüntüleme testleri, yalnızca hafif COVID-19 semptomları yaşayan kişilerde bile kalp kasında kalıcı hasar olabileceğini göstermiştir. Bu, gelecekte kalp yetmezliği veya diğer kalp komplikasyonları riskini artırabilir.
COVID-19 genellikle akciğerlerdeki küçük hava keselerinde (alveoller) uzun süreli hasara neden olabilir. Meydana gelen yara dokusu, uzun zamanda solunum problemlerine neden olabilir.
COVID-19 felç gibi hastalıklar, nöbetlere ve geçici felce sebep olabilir.

COVID-19, Parkinson hastalığı ve Alzheimer hastalığı geliştirme riskini de artırabilir.

COVID-19, kan hücrelerinin pıhtılaşma olasılığını artırabilir. Büyük pıhtılar kalp krizi ve felçlere yol açabilirken, COVID-19’un sebep olduğu kalp hasarının büyük bölümünün kalp kasındaki küçük kan damarlarını tıkayan çok küçük pıhtılardan kaynaklandığı belirtilmektedir.

Kan pıhtılarından etkilenen vücudun diğer bölümleri içinde akciğerler, bacaklar, karaciğer ve böbrekler de yer alır. Öte yandan COVID-19 kan damarlarını zayıflatabilir. Bu da karaciğer ve böbreklerde uzun dönemde problemlere neden olabilir. Covid-19 enfeksiyonu sonrası rehabilitasyon ve antioksidan tedavisine hastanemiz FTR kliniğinde başladık. Sonuçlar yüz güldürücü.


emzirme.jpeg

Emzirme:

Dünyadaki annelerin %99’unun iki bebeği emzirecek kadar sütü olduğu kanıtlanmıştır. Emzirme sorunu yaşıyorsanız: ya bebek hastadır, ya anne hastadır, ya emzirme tekniği hatalıdır. Bunun dışında hiçbir neden yoktur. Emzirme sorunları sanılanın aksine çok kolayca çözülür. Sütüm az, sütüm kalitesiz vb… gibi söylentiler doğru değildir. Emzirememek ya da emmemek hastalıktır, normal bir durum değildir. Emzirme sorunu yaşadığınızda çocuk doktorunuza başvurunuz. Altta yatan enfeksiyon, meme kanseri vb… gibi durumlar olabilir. Farklı pozisyonlarda emzirmelisiniz. Mama ile büyüyen bebeklerin anne sütü ile büyüyen bebeklere göre; kalp hastası olma riski, şeker hastası olma riski, kan kanseri olma riski, ani bebek ölümü riski, aşırı şişman (obez) olma riski, zatürre olma riski, orta kulak iltihabı olma riski, alerji – astım olma riski, ağır ishal ve uzun süre ishal olma riski, psikiyatrik hastalık risk, anne ile bağlarının kopma riski, kronik bağırsak iltihabı (crhon hastalığı) olma riski, çölyak hastalığı olma riski daha fazladır. Sık hasta oldukları ve kronik hastalıklara yakalanma riskleri daha fazla olduğu için beklenen ömürleri daha kısadır. Zeka puanları (ıq) daha düşüktür. Ekonomik araştırmalarda ileriki yaşlarda iş yaşamında daha az gelire sahip oldukları da saptanmıştır. Emzirmeyen annenin emziren anneye göre; henüz bebeğine bakarken daha kolay gebe kalma riski, kansızlık riski daha fazladır, meme kanseri olma riski daha dazladır, yumurtalık kanseri olma riski daha fazladır. Sezaryen doğan bebekler vajinal ortamla karşılaşmadıklarından bağışıklık sistemleri normal bebekler gibi hazırlanmaz, hayata 1-0 yenik başlarlar. Eşitliği sağlamanın tek yolu anne sütü emmesidir. Eğer anne sütü emerse 2.ayda eşitlik sağlanır.

Peki hocam ne kadar süre anne sütü vermeliyim?

Zamanında ve erkendoğan bebeklere ilk 6 ay sadece anne sütü verilir. Emzirme 2-3 yaşa kadar sürdürülmelidir. İlk 6 ay sadece anne sütü alan bebeğe en sıcak havada dahi su verilmemelidir çünkü anne sütünün %80’ni sudur. Yenidoğan döneminde (ilk 30 gün) bebeklere: bitki çayı, şekerli su, emzik verilmez. İki yaşa kadar emzirmenin hayati önemi vardır. Doktor kararıyla 1,5 yaşında emzirme kesilebilir.

Kaç saatte bir emzirmeliyim?

0-1 ay: gündüz, en az 12 defa (2 saatte bir), en çok istediği kadar emzirilmelidir, gece, 2-3 saatte bir alarm kurup, kalkıp emzirilmelidir.

1-3 ay: gündüz, en az 8 defa (3 saatte bir), en çok istediği kadar emzirilmelidir, gece, 2-3 saatte bir alarm kurup, kalkıp emzirilmelidir.

3-6 ay: gündüz, en az 8 defa (3 saatte bir), en çok istediği kadar emzirilmelidir, gece, uyandığında emzirilmelidir. Uyanmıyorsa uyandırmanıza gerek yoktur.

Ne zaman hangi mememden emzirmeliyim?

Bir memeniz boşalmadan diğer memeye geçmeyiniz. Bir sonraki emzirmeye önceki emzirmede bıraktığınız memeden başlayınız. Anne sütünün başı-ortası ve sonundaki içerikleri birbirinden farklıdır bu nedenle memeniz boşalana kadar emzirmelisiniz.

Mememin boşaldığını nasıl anlarım?

Emzirme başında ve sonunda dokunarak aradaki farkı hissedersiniz, kendi kendine süt akımının durur, bebek emmeyi bırakır, bebeğin yutkunma sesi ve hareketlerinin değişir, bebeğin ağzında, dudaklarında süt görmezsiniz. Bunlar memenizin boşaldığının işaretleridir. Eğer bebeğiniz emmeyi bırakmış yani doymuş ama siz memenizin tam olarak boşalmadığını hissediyorsanız ve aradan 1-2 saatten fazla süre geçmemişse diğer emzirmede bir önceki emzirmede kaldığınız memeden emzirmeye başlayınız.

Emzirmemin doğru olduğunu nasıl anlarım?

Emerken dudakları içeri kıvrıksa, şapırdama sesi geliyorsa, yutma-yutkunma sesi gelmiyorsa, emerken yanakları içeri çöküyorsa, bebek memeyle kavga ediyorsa, emzirmeye başladıktan 1 dakika sonra hala gıdıklanma-acı-ağrı hissediyorsanız yanlış emziriyorsunuzdur. Bebeğin ağzına serçe parmağınız sokup memenizi çıkartın, asla çekerek çıkartmayın. Daha sonra bebeğin ağzını çenesinden bastırarak tam olarak açın ve memenizi ona itin (onu kendinize çekmeyin) ve meme ucu arkasındaki kahverengi halkayı tamamen almasını sağlayın. Meme ucu üst damağına değdiği anda tok olsa bile bebek memeye kilitlenir ve emme başlar. Emzirirken ara ara uyandırarak, çene altından bastırarak, ağız köşesine dokunarak emmeyi uyarın.

Sütümün yeterli olduğunu nasıl anlarım?

Bebeğiniz; günde 4 ve daha fazla çiş yapıyor ve günde 20 gram (37 haftadan erken doğmuşsa 30 gram) kilo alıyorsa sütünüz kesinlikle yeterlidir.

Sütümü artırmak için ne yapmalıyım?

Bu şekilde beslenirseniz sütünüz artacaktır. Günde, su: en az 3 litre ve pet şişe ile ölçerek içilmelidir. Yoğurt: 2-3 su bardağı. Peynir: 2 kibrit kutusu büyüklüğünde. Yumurta: 1 adet. Et: 2 porsiyon. Et-balık-tavuk, üçünden biri. Baharatlı-şarküteri ürünleri önerilmez. Haftada en az 4 gün. Kuru baklagil: 1 porsiyon kuru baklagil  (kuru fasulye, nohut, barbunya, mercimek). Taze sebze/salata: 3 porsiyon. Meyve: 2 porsiyon. Ekmek: 4-6 dilim. Tam buğday ekmeği önerilir. Pirinç, bulgur ve makarna: 1 porsiyon. Yağ: her kaseye 1 tatlı kaşığı kadar. Zeytinyağı ve tereyağı önerilir. Kuru yemiş: 2 ceviz içi, 5 fındık, 5 badem, 10 kuru üzüm. Çay: günde 1 çay bardağını geçmeyecek. Kahve: her gün tüketilmez. Haftada 2-3 fincanı geçmeyecek. Abur cubur: haftada 1 defa 1 porsiyonu geçmeyecek. 1 küçük boy çikolata. Bitkisel çaylar: önerilmez, bebekte alerjiye neden olabilir. Süt arttırıcı çay/ilaç: hekim yazmadıkça önerilmez. Bebekte alerjiye neden olabilir.

Bebeğimi uyandıramıyorum bu normal mi?

Özellikle sezaryen ile doğan bebekler olmak üzere tüm bebeklerde ilk hafta uyandırma güçlüğü görülebilir. Eğer 2 saatte bir 20-30  dakika emzirebiliyorsanız ve ek şikayeti yoksa bu durum normaldir. İlk 1 ayda bebekler 16-18 saate kadar uyuyabilirler. Memenizde uyuyakaldığında sürekli onu uyarmalısınız. Çenesinin altından bastırmalı ya da dudak kenarına dokunmalısınız. Eğer 2-3 saatte bir 20 dakika emziremeyeceğiniz kadar uyuyorsa çocuk doktoru kontrolüne getirmelisiniz.

Emzirdikten sonra ne kadar süre gazını çıkartmalıyım?

Gaz çıkartma uygulamasının yapılmasının esas nedeni mide içindeki sütün barsağa geçmesine süre tanımaktır. Aksi durumda bebek kusar ve bu sütü akciğerine kaçırabilir. Emzirdikten sonra 10 – 15 dakika boyunca, omuzunuzda dik tutarak gazını çıkartınız. Bu sırada midesi de boşalacaktır. Gazını çıkartırken ara ara kusma olabilir ek şikayeti yoksa normaldir.

Sağdığım sütü ne kadar süre saklayabilirim?

Oda havasında: 3 saat, buzdolabı kapağında: 3 gün, buzdolabı buzluğunda: 3 hafta, derin dondurucuda: 3 ay. Donmuş süt ılık suda bekletilerek eritilir. Eritilen süt yeniden dondurulmaz, fazlası atılır.

Emzirirken gebe kaldım emzirmeyi kesmeli miyim?

Hayır, emzirmeniz erken doğuma neden olmaz, diğer bebeğinize zarar vermez. Emzirmeyi kesmeyiniz. Gebeliğin etkisi ile sütünüz bir süre sonra azalabilir, normaldir.

                                                                                                                                                         UZM. DR. ATTİLA ALP GÖZÜBÜYÜK

                                                                                                                                               ÇOCUK SAĞLIĞI VE HASTALIKLARI UZMANI



Beyhekim Resmi Logo

YENİLİYOR, YENİLENİYOR, GELİŞİYORUZ





Son değişiklik zamanı: 16.08.2022, 10:36



Özel Beyhekim Hastanesi – Her Hakkı Saklıdır.



Powered by: medicofix

Son değişiklik zamanı: 16.08.2022, 10:36