Blog

kolorektal-kanseri-gorsel-1200x733.png

hsgm logo

Beyhekim Resmi Logo


Kolorektal kanserler (KRK) dünyada ve ülkemizde yaygın görülen kanser türleri arasında yer almaktadır. Dünya çapında bir yıl içerisinde 1.9 milyon (%10) yeni kolorektal kanser vakası ve 935 bin (%9,4) kolorektal kanser kaynaklı ölüm vakası tespit edilmiştir. Türkiye Birleşik Veri Tabanına göre, ülkemizde bu kanser türleri hem erkeklerde hem de kadınlarda 3. sırada yer almaktadır. Avustralya ve Yeni Zelanda, Avrupa ve Kuzey Amerika’da görülme sıklığı Asya ve Afrika bölgelerine göre daha yüksektir. Bu coğrafi farklılığın önemli etkenlerinin; beslenme tarzı, çevresel maruziyet ve genetik yatkınlık olduğu düşünülmektedir. 40 yaşın altında KRK nadirken, 40-50 yaştan sonra görülme sıklığı artmaya başlamaktadır. KRK vakalarının %85’i 50 yaş ve üzerindedir.
Erken evrede teşhis edildiğinde büyük ölçüde tedavi edilebilir bir hastalık olan kolorektal kanserde tarama programlarının uygulanması ile söz konusu hastalığın morbidite ve mortalitesi üzerinde çok olumlu kazanımlar sağlandığı yapılan birçok çalışma ile ortaya konmuştur. Kolorektal kanserlerin taranmasındaki temel amaç; ülke çapında oluşturulan ulusal bir tarama programını hedef popülasyona uygulayarak kolorektal patolojileri henüz premalign veya erken evrede tespit etmenin yanı sıra etkin ve basit tedavi yöntemleriyle invazif kanser sıklığı ile buna bağlı morbidite ve mortaliteyi azaltmaktır. Bu yolla olası karmaşık ve pahalı tedavi gereksinimlerinin de önlenmesi hedeflenmektedir. Gerek yaşam kalitesini arttırdığı gerekse yaşam süresini uzattığı bilindiğinden, KRK tarama programı Dünya Sağlık Örgütü tarafından önerilen kanser tarama programları içerisinde yer almaktadır.
Ülkemizde de Kolorektal Kanser Taraması Ulusal Standartları belirlenerek uygulamaya konulmuştur. 50-70 yaş arasındaki kadın ve erkek nüfusa Toplum Sağlığı Merkezlerine (TSM) bağlı olarak faaliyet göstermekte olan; Kanser Erken Teşhis, Tarama ve Eğitim Merkezleri (KETEM), Sağlıklı Hayat Merkezleri (SHM) ve Aile Sağlığı Merkezleri (ASM)’nde gaitada gizli kan kiti yardımıyla hızlı, pratik ve güvenilir bir şekilde 2 yılda bir ücretsiz olarak tarama yapılmaktadır. Tarama kapsamında bu yaş grubundaki kişilere ayrıca 10 yılda bir kolonoskopi yapılması önerilmektedir. Tarama sonucunda Gaitada Gizli Kan Testi (GGKT) pozitif olan kişiler ileri tetkik amacıyla ikinci/üçüncü basamak sağlık kuruluşlarına yönlendirilmektedir.
Kolorektal Kanser Risk Faktörleri
KRK geliştirme riski hem çevresel hem de genetik faktörlerden etkilenir.
Kolorektal kanserin değiştirilebilir risk faktörleri şunları içermektedir:
• Aşırı kilolu veya obez olmak
• Fiziksel olarak aktif olmamak
• Fazla miktarda işlenmiş (sosis, salam ve benzeri) veya işlenmemiş kırmızı et (sığır, kuzu, karaciğer ve benzerleri) tüketimi
• Sigara dâhil tütün ürünlerinin kullanımı
• Alkol kullanımı
• Diyabet ve insülin direnci varlığı
• Kolesistektomi

Kolorektal kanserin değistirilemez risk faktörleri arasında ise şunlar yer almaktadır:
• Cinsiyet (hem insidans hem de ölüm oranları erkeklerde kadınlara göre önemli ölçüde
• daha yüksektir.)
• İleri yaş
• Irk ve etnik köken
• Kişide kalın bağırsak poliplerinin veya kalın bağırsak kanseri öyküsünün bulunması
• Kişide inflamatuvar bağırsak hastalığı (Ülseratif kolit veya Crohn hastalığı)
öyküsünün varlığı
• Ailede kalın bağırsak polipleri veya kalın bağırsak kanseri öyküsünün olması
• Kalıtsal bir sendromun varlığı (Lynch Sendromu, adenomatoz ve hamartomatöz
polipozis sendromları vb)
• Tip 2 diyabet hastası olunması
• Akromegali varlığı
• Böbrek transplantasyonu geçirmiş olmak
• Androjen yoksunluğu tedavisi almış olmak
• Kistik fibrozis varlığı
• Abdominopelvik radyasyon öyküsünün olması.
.
Kolorektal Kanser Belirtileri
Enfeksiyon, hemoroid, irritabl bağırsak sendromu veya inflamatuar bağırsak hastalığında da sıklıkla izlenebilen aşağıdaki belirtiler, kolorektal kanserin habercisi olabilmektedir:
• Bağırsak alışkanlıklarında ishal-kabızlık gibi değişikliklerin meydana gelmesi ve bu değişikliklerin birkaç günden uzun sürmesi
• Bağırsakta tam boşalmama hissi
• Parlak ya da koyu kırmızı kanla karakterize rektal kanama
• Dışkının koyu kahverengi veya siyah görünmesine neden olabilecek kanın varlığı
• Karında şişkinlik, kramp tarzında ağrı veya gaz şikâyeti
• Bilinen bir neden olmaksızın kilo kaybı
• Güçsüzlük ve yorgunluk
Kolorektal Kanser Tanısı
Diğer bazı kanserlerde olduğu gibi kolon kanserleri de genellikle iyice büyüyene kadar belirti vermezler. Bu sebeple amaç, daha belirti vermezken tümörü ortaya koymak olmalıdır. Belirtiler gelişmeden önce bir kişinin kanser için taranması, poliplerin ve kanserin erken tanınmasında yardımcı olur. Poliplerin erkenden tanınıp çıkartılması kolorektal kanser gelişimini önleyebilir. Erken tanı konulduğunda kolorektal kanserin tedavisi de daha etkin olabilmektedir. Bu nedenle, genel olarak 50 yaş üstü kişilerde taramaya başlanmalı, kolorektal kanser için artmış riski olan kişilerde ise tarama programına daha erken yaşlarda başlanmalıdır.
Dışkıda gizli kan saptanıp kolonoskopi yapılan kişilerde henüz kanserleşmemiş polip halindeki tümörler tespit edilerek kanser gelişmesi önlenebildiği gibi kanser gelişmiş olan olgularda da erken teşhis ile yaşam süresi ve kalitesi artmaktadır.

Kolorektal Kanser Tedavisi
Kolorektal kanserde cerrahi, ilaç tedavisi (kemoterapi) ve ışın tedavisi (radyoterapi) gibi farklı tedavi seçenekleri uygulanmaktadır.
Kolorektal Kanser Korunma Stratejileri
Kolorektal kanseri önlemek için atılması gereken en önemli adımlardan biri tarama programı olmakla birlikte, aşağıdaki sağlıklı yaşam davranışlarını uygulamak da diğer birçok kanserden olduğu gibi kolorektal kanserlerden korunmada önemlidir:
• Sağlıklı kiloda olmak ve bunu sürdürmek
• Kırmızı ve işlenmiş et tüketimini sınırlandırmak ve daha fazla taze sebze, meyve ve tam tahıl ürünü tüketmek.
• Posa içeriği yüksek besinlerin tüketimini artırmak. (Posa içeriği en yüksek besinler sırasıyla; kuru baklagiller, tahıllar ve sebze-meyvelerdir.)
• Günde 30-60 dakika orta düzeyde fiziksel aktivite yapmak (tempolu yürüyüş, bisiklete binmek gibi)
• Sigara ve alkol kullanmamak.
Kanser taramalarının en önemli bileşenlerinden biri farkındalık çalışmalarıdır. Mart ayı Kolorektal Kanser Farkındalık Ayı olarak tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de kabul edilmiş olup bu süre boyunca çeşitli etkinliklerle konuya ilişkin farkındalık oluşturulmaya çalışılmaktadır.


unya-kanser-gunu-1200x733.png

hsgm logo

Beyhekim Resmi Logo


Kanser hem dünya hem ülkemiz için ölüm nedenleri arasında ikinci sırada yer almaktadır. Ölüm nedenlerine bakıldığında dünya geneli için yaklaşık her 6 ölümden birinin, ülkemiz için ise her 5 ölümden birinin kanser nedeniyle gerçekleştiği görülmektedir. Dünya Kanser Günü, gerek kanser konusunda farkındalığı ve eğitimi artırarak gerekse dünyanın her yerindeki hükümetler ile bireyleri hastalığa karşı harekete geçmeye zorlayarak her yıl milyonlarca önlenebilir ölümün önüne geçmeyi amaçlamaktadır. Dünya Kanser Günü; yankı uyandırmayı, değişim aşılamayı ve farkındalık günü ile sınırlı kalmayarak daha sonraki günlerde de sürdürülecek bir eylemi harekete geçirmeyi amaçlayan bir kampanyadır.

Uluslararası Kanser Kontrol Örgütü ve Dünya Sağlık Örgütü gibi kanser alanında yoğun çalışmaları bulunan uluslararası saygın kuruluşlar, her bireyin, küçük ya da büyük eylemlerinin, uzun vadeli, olumlu değişimlere yol açacağını ifade ederek kanserleri önleme yolunda kişilere şu risk faktörlerinden kaçınma çağrısında bulunmaktadır:
• Sigara ve dumansız tütün ürünlerini de içeren tütün kullanımı
• Fazla kilolu veya obez olmak
• Düşük meyve ve sebze alımını içeren sağlıksız beslenme
• Fiziksel aktivite eksikliği
• Alkol kullanımı
• Cinsel yolla bulaşan Human Papilloma Virus (HPV) enfeksiyonu
• Hepatit veya diğer kanserojen enfeksiyonlara maruziyet
• İyonlaştırıcı ve ultraviyole radyasyon maruziyeti
• Kentsel hava kirliliği
• Kati yakıt kullanımından kaynaklanan iç mekân dumanı

Sonuç itibariyle; kansere yol açabileceği kanıtlanmış risk faktörlerinin farkına vararak, bunlardan korunmada bireysel ve toplumsal temelde yapılacaklar konusunda bilgilenerek, önleme çabalarını kararlılıkla sürdürerek ileri dönemlerde daha büyük bir toplumsal yük haline gelmesi beklenen kanserle savaşımda önemli kazanımlar elde edileceğine şüphe yoktur.

Kanser hastalıklarının her bir tipinin kendine göre etyolojisi, risk faktörleri, tanı ve tedavi yöntemleri vardır. Bu yüzden erken tanı ve tarama stratejileri de kanser tiplerine göre değişmektedir. Bazı kanser tipleri için (örneğin meme, kalın bağırsak, rahim ağzı vs) tarama Önerilirken bazı kanser tipleri için önerilmemektedir (örneğin pankreas, tiroid, mesane gibi).

Dünya Sağlık Örgütü; meme, rahim ağzı ve kalın bağırsak kanserlerinde vakaların erken evrelerde yakalanmasına yönelik toplum tabanlı tarama programları önermektedir. Ancak bu çalışmaların bütüncül bir kanser kontrol programının parçası olması gerektiğini belirtmektedir.

Ülkemizde DSÖ önerileri doğrultusunda 2008 yılından itibaren kayıt, önleme, tarama ve tedavi çalışmalarını bir arada barındıran Ulusal Kanser Kontrol Programı kapsamında; meme, kalın bağırsak ve rahim ağzı kanserleri için, toplumun kaynaklarına ve hastalık yüküne uygun olarak tarama programları yürütülmektedir.

Ülke genelinde kanser taramaları; Birinci Basamak ve 2.-3. Basamak Sağlık Kuruluşlarında, Toplum tabanlı ve fırsatçı taramalar şeklinde yapılmaktadır.

Kırsal ve dezavantajlı gruplarımıza illerimizdeki mobil tarama araçları ile de tarama hizmeti verilmektedir. Taramalarımız Covid-19 pandemisi nedeni ile “Enfeksiyon Kontrol Önlemleri Rehberi doğrultusunda gerekli önlemler alınarak devam etmektedir. Fırsatçı taramalar ise ikinci ve üçüncü basamak sağlık kuruluşlarında yapılmaktadır.

Ülkemizde yürütülen Ulusal Kanser Tarama programımızda,

Meme kanseri taraması; 40-69 yaş arasındaki kadınlara yılda bir kez klinik meme muayenesi yapılmakta, 2 yılda bir mamografi çekilmektedir.

Rahim ağzı kanseri taraması; 30- 65 yaş arası kadınlara 5 yılda bir HPV-DNA ve smear testi ile yapılmaktadır.

Kalın bağırsak kanseri taraması; 50-70 yaş arasındaki kadın ve erkeklere 2 yılda bir Gaitada Gizli Kan Testi (GGK) yapılmakta, 10 yıl da birde kolonoskopi önerilmektedir.

Tarama sonrasında pozitif ya da şüpheli bulunan kişiler ikinci, üçüncü basamak sağlık kuruluşlarına yönlendirilmekte ve ileri tetkikler yapılmaktadır. Teşhis ve tedavi hizmetleri ikinci ve üçüncü basamak sağlık kuruluşları tarafından yapılmaktadır.

Ülkemizde hem taramaları artırmak hem de sağlık okuryazarlığı konusunda vatandaşlarımızı bilgilendirmek üzere 81 ilde kanser farkındalık çalışmaları yapılmaktadır.


serviks-blog-yazisi-1200x733.png

OCAK AYI: RAHİM AĞZI (SERVIKS) KANSERİ FARKINDALIK AYI
Bir ülkede rahim ağzı kanserinden kaynaklı ölümü engellenen kadın sayısı o ülkenin sağlık hizmetleri yönünden gelişmişliği ve kadına verilen değer ile doğru orantılıdır. Rahim ağzında gelişen bir kanser türü olan Rahim ağzı Kanseri, tarama yöntemleri ile erken tanı alarak hastalığa bağlı ölüm oranlarının büyük oranda azaltılabildiği kanıtlanmıştır. Bu nedenle Bakanlığımız buna yönelik kapsamlı sağlık programlarının içine Rahim ağzı Kanser taramalarını da alarak büyük bir başarı ile yürütmeye devam etmektedir. Ocak ayı Rahim Ağzı Kanseri Farkındalık Ayı olarak belirlemiş olup dünyanın birçok ülkesinde hastalığa dikkat çekmek üzere Farkındalık etkinlikleri düzenlenmektedir Ülkemizde de bu farkındalık etkinlikleri tüm illerimizde yapılarak halkımıza bu konuda bilinçlendirip tarama programlarımız tanıtılmaktadır.

Rahim Ağzı Kanseri Neden Önemli?
• Rahim ağzı kanseri önlenebilen bir hastalıktır.
• Rahim ağzı kanseri erken teşhis edildiğinde %100 tedavi edilebilir bir kanser türüdür.
• Rahim ağzı kanserinden ölüm tamamen engellenebilir durumdadır.
Risk faktörleri:
Aşağıdaki özelliklere sahip bir kadınsanız, rahim ağzı kanseri için yüksek risk altında olabilirsiniz.
• 30 yaşın Üzerinde olup tedavi edilmemiş Human Papilloma Virüs (HPV) ve/veya cinsel yolla bulaşan diğer enfeksiyonlarınız var ise. (HPV, rahim ağzı kanseri de dahil olmak üzere en az altı kanser türüne neden olabilen, cinsel yolla bulaşan yaygın bir virüstür.)
• Erken yaşta (16 yaş öncesi) aktif cinsel yaşama başladıysanız. Birden fazla seks partneriniz var ise.
• Düzenli şekilde rahim ağzı kanser taramaları yaptırmıyor iseniz.
• Sigara içiyorsanız
• Meyve ve sebzeyi az tüketmek şeklinde bir beslenme alışkanlığınız var ise.
• Uzun süre (5 yıldan fazla) doğum kontrol hapı kullanma öykünüz var ise.
• Zayıflamış bağışıklık sistemi (Insan İmmün Yetmezlik Virüsü/HIV gibi) söz konusu ise
• Aşırı kilolu veya obez iseniz.
• Rahim ağzı kanseri olan bir kız kardeş veya anne gibi yakın bir akrabanız varsa.
• Doğumdan önce dietilstilbestrol’e (DES) maruz kalmış iseniz.

Belirtileri: Rahim ağzında kanser öncesinde gelişen değişiklikler genellikle belirti vermeyip ancak pelvik muayene, Pap testi ve HPV testleri ile erken dönemde tespit edilebilmektedir. Aşağıdaki belirtilerden herhangi biriyle karşılaşırsanız hemen bir sağlık uzmanına başvurunuz:
• Vajinadan artan miktarda veya alışılmadık türde akıntı geliyorsa
• Sırt, bacak veya kadın cinsel organlarının olduğu bölgede ağrı gözleniyorsa
• Yorgunluk, kilo kaybı, iştahsızlık gelişmişse
• Tek ya da iki bacakta şişkinlik varsa
• İdrar yaparken ağrı gözleniyorsa
• Normal adet dönemi dışındaki zamanlarda lekelenme tarzında hafif kanama oluyorsa
• Normalden daha uzun süren veya daha ağır olan âdet kanaması söz konusu ise
• Cinsel ilişki sırasında veya sonrasında kanama veya ağrı gözleniyorsa
• Menopoz sonrası kanama izleniyorsa.

Erken Teşhis
Tarama ve erken teşhis ile tedavisi yüzde yüz mümkün olan rahim ağzı kanseri, günümüzde kanserden ölüm nedenleri arasında çok geride yer almaktadır. Rahim ağzı kanseri HPV ile ilişkili olan en yaygın hastalıktır. Neredeyse tüm rahim ağzı kanserleri HPV enfeksiyonu nedeniyle gelişmektedir. HPV ayrıca kadın ve erkeklerde cinsel organ ve ağız boşluğu kanserlerine de neden olmaktadır. HPV’nin tespiti, erken dönemde rahim ağzındaki kanser öncülü değişikliklere işaret ederek kanser teşhisini kolaylaştırmaktadır. Günümüzde rahim ağzı kanserini önlemeye veya erken bulmaya yardımcı olmak üzere geliştirilmiş iki tarama testi yaygın şekilde kullanılmaktadır.
• Pap testi (veya Pap smear), uygun şekilde tedavi edilmezse rahim ağzı kanserine dönüşebilecek olan prekanseröz durumları (rahim ağzındaki hücre değişiklikleri) arama esasına dayanır.
• HPV testi ise bu hücresel değişikliklere neden olabilecek virüsün (insan papilloma virüsü) rahim ağzı hücrelerinde tespiti esasına dayanan bir testtir.
• Her iki test de son derece basit ve ağrısız işlemler olup aynı anda yapılmaktadır.

Rahim ağzı kanseri Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ tarafından) “önlenebilen bir ölüm nedeni” olarak tanımlanmaktadır. Bu gerçekten hareketle tehlikeli olmasının yanında önlenebilir bir kanser olma özelliğini taşıyan bu hastalık için tüm dünyada tarama yapılması ve her ülkenin kendi kontrol politikasını oluşturması önerilmektedir. Ülkemizde uygulanan ulusal kanser tarama programı uyarınca, tarama standartlarımız doğrultusunda 30-65 yaş aralığındaki kadınlara her 5 yılda bir HPV ve Pap Testi uygulanmaktadır. Yapılan ilk test sonucu “hastalık yok” olarak değerlendirildiğinde; yani HPV testinin negatif olması veya Pap-smear patoloji raporunun normal gelmesi durumunda kişi bilgilendirilir. HPV testine göre, rahim ağzı kanseri yapan virusu taşımadıkları, Pap-smear testine göre, alınan sürüntüde kanser öncülü hücrelerin olmadığı bilgisi verilir. Bu sonuçlar rahim ağzı kanseri olmadığını veya ileride asla olmayacağını garantilemez. Kişi, 5 yıl sonra tekrar rahim ağzı kanseri taramasına davet edilir. Pozitif olgular ise teşhis merkezlerimize ileri tetkik için gönderilmektedir.

Tarama Testleri Nerelerde Yapılabilir?
Ülkemizde rahim ağzı kanseri taramaları ÜCRETSİZ olarak Kanser Erken Teşhis, Tarama ve Eğitim Merkezlerinde (KETEM), Aile Sağlığı Merkezlerinde (ASM), Toplum Sağlığı Merkezlerinde (TSM) ve Sağlıklı Hayat Merkezlerinde (SHM) yapılmaktadır.
Bakanlığımız ve Bilim kurulunun hazırlamış olduğu COVID-19 pandemisinde Enfeksiyon Kontrol Önlemleri Rehberi doğrultusunda gerekli önlemler alınarak kanser taramaları devam etmektedir.

Tedavi
• Rahim ağzı kanseri ameliyat, radyasyon ve kemoterapi ile tedavi edilir. Bu tedavi seçenekleri hastanın durumuna ve ihtiyacına göre tek başına veya birbiriyle kombinasyon halinde verilebilir.
• Tedavi kanserin evresine, tümör hücrelerinin türüne ve tıbbi durumunuza bağlıdır.

Korunma
Günümüzde etkin tarama testlerinin ve İnsan Papilloma Virüs (HPV) enfeksiyonlarını önleyici aşının varlığı sebebiyle rahim ağzı kanseri yüksek oranda önlenebilir durumdadır. Rahim ağzı kanseri erken tespit edildiğinde, yüksek oranda tedavi edilebilir ve uzun süre hayatta kalma ve iyi yaşam kalitesi ile ilişkilidir. Korunmada dikkat edilecek hususlar şu şekilde özetlenebilir:
• HPV’nin en çok kanser yapan tiplerine karşı geliştirilen ve koruyuculuğu yüksek olan aşılar mevcuttur. Dünya Sağlık Örgütü, rahim ağzı kanserine karşı 9-14 yaşlarındaki kız çocuklara aşı yapılmasını önermektedir.
• 30 yaşından itibaren tarama testlerini düzenli bir şekilde yaptırmak.
• Güvenli cinsel ilişki konusunda eğitim almak.
• Cinsel aktivite sırasında prezervatif (kondom) kullanmak.
• Erkeklerin sünnet olması.
• Sigara kullanmamak.
• Sebze ve meyvelerden zengin sağlıklı beslenmek.



Beyhekim Resmi Logo

YENİLİYOR, YENİLENİYOR, GELİŞİYORUZ





Son değişiklik zamanı: 16.08.2022, 10:36



Özel Beyhekim Hastanesi – Her Hakkı Saklıdır.



Powered by: medicofix

Son değişiklik zamanı: 16.08.2022, 10:36